DUDAKTAN KALBE ROMAN ÖZETİ-DUDAKTAN KALBE REŞAT NURİ GÜNTEKİN ROMAN ÖZETİ

dudaktan kalbe romanının özeti, dudaktan kalbe romanında izmir manzaraları, hüseyin kenan ile lamianın aşkı, dudaktan kalbe romanı kimin, dudaktan kalbe romanının kahramanları, dudaktan kalbe romanının olay örgüsü, dudaktan kalbe roman özeti, dudaktan kalbe romanının geniş özeti

 DUDAKTAN KALBE
dudaktan kalbe romanında izmir
"Dudaktan Kalbe" romanının geniş özeti

"Dudaktan Kalbe" romanı Reşat Nuri Güntekin'in en güzel romanlarından biridir. Reşat Nuri'nin hâlâ okunabilen eserlerinden olan bu roman, ilk önce TRT daha sonra ise özel bir televizyon kanalı tarafından da dizi haline getirilmiştir.

"DUDAKTAN KALBE" ROMANININ ÖZETİ
Hüseyin Kenan; duygulu, yetenekli, narin bir ruha sahip, ince, uzun, mavi gözlü, esmer tenli, durgun, çekingen bir gençtir. Küçük yaşta babasını kaybetmistir. Annesi, kız kardeşi ve kendisi dayılarının yanında kalırlar. Hüseyin Kenan, zorlukla mühendislik bölümünü bitirmiştir. Fakat o, küçüklüğünden beri musıkiye aşıktır. Dayılarının yanında reji katipliği yapan Mesut Bey`den keman dersleri alır. On yedi yaşındadır. Mühendislik bölümüne giderken dayıların komşusu Leyla isminde bir kıza aşık olur. Çok çekingen olduğundan bunu kalbine gömer. Hüseyin Kenan,  okulu bitirdikten sonra bir arkadaşının yardımıyla Avrupa'ya gider. Orada keman çalma kabiliyetini çok ilerletir ve güzel eserler verir. O artık ünlü bir virtüözdür. Bu arada kız kardeşi Afife evlenmistir. Annesi de bir yıl sonra Afife`nin yanına gider. Hüseyin Kenan da İzmir'e gidecektir. İstanbul’dan İzmir`e gemi ile gider. Gemide Münir Bey, Prens Vefik Paşa ve kızı Prens Cavidan ila beraberdir. Dayısının komşusu Münir Bey, Kenan`nın Cavidan ila evlenmesini ister ve daha sonra nişanlanırlar. Kenan Izmir Bozyaka`da Lamia adlı bir kızla tanışır. Lamia’nın annesi babası ölmüştür ve amcalarının yanında kalan sakin uysal biridir. Ayrıca bir yüzbaşıyla nişanlıdır. Kenan, ona yüzündeki çillerden dolayı Kınalı Yapıncak adını takar. Aralarında maceraya benzeyen bir ilişki gelişir. Kenan ile Lamia her akşam buluşurlar. Kenan, çocuk denecek bir kızla beraber olduğu için kendine kızmakta; fakat yanlız kaldıklarında kendine hakim olamamaktadir. Bu beraberlik bir süre sonra İzmir'de duyulur ve dedikodular baslar.

Dedikodular yüzünden amcası Şükrü Bey Lamia`yı dayısı Rıza Bey`in yanına Kütahya`ya göderir. Trende Lamia Makbule adında bir kızla tanışır. Kendinden habersiz hayata küskün bir şekilde Kütaya`da yaşamaya başlar. Yengesi ona kendini düşünmüyorsan doğacak çocuğunu düşün diyerek Lamia üzerinde baskı kurar. Bir müddet sonra Lamia’nın bir kız çocuğu olur. Adını Mebrure koyar. Dayısının kızı Mahmure üç çocukla ve kocasıyla babasının evinde kalır. Fakat bir çavuşu sevmiştir ve kocasının bundan haberi olmuştur. Mahmure kurnazlıkla kendisini değilde Lamia’nın çavuşla görüştüğünü söyler. Böylece Lamia olayı üstlenmiş olur. Mahmure'yi de kocasından ayrılmaktan kurtarır. Bir gün Mahmure’nin kocası Resih Bey Lamia’ya saldırır. Lamia da onu öldürür. Mahkemede Lamia'nın beratine karar verilir. Dayısı Rıza Bey, onu bir tanıdığının evine teslim eder. Orada onu ziyerete gelen ilk kişi Makbule'dir. Makbule’nin babası Lamia'yı ister ve evlenmeye karar verirler. Lamia artık on dokuz yasındadır. Kemal Beylerin evlerine Istanbul’daki kız kardeşinin oğlu Doktor Vedat gelir. İstanbul’dan Kütahya’ya sürgün olarak gelmiştir. Lamia’nın genç ve güzel olması, dayısının ise yaslı olması Vedat’ı düşündürür. Lamia’nın söylediği bir şarkı Kenan’ı tanıyor olduğunu ele verir. Kenan’ı İstanbul’dan tanıyan Vedat, Lamia’ya Kenan’dan ve Cavidan’dan behseder. Bir gün Vedat Bey, bir avda vuruldu diye duyulur. Bunu öğrenmeye giden Lamia Hanımın ev sahibinin hazırladığı mangal yüzünden Vedat Bey'le beraber zehirlenirler. Dedikoducular yine iş başındadır ve dedikodular yine başlamiştir. Kemal Bey’de onun evden ayrılmasını ister. Vedat Bey, olaylardan dolayı çok üzgündür. Lamia’ya evlenme teklifi eder. Lamia kabul etmez. Vedat’ın sürgün görevi Kütahya’da bitmiş İstanbul’a gitmiştir. 

Bu arada Hüseyin Kenan, Cavidan’la evlenmiştir. Üç yıldan beri ilk defa Lamia’yı düşünür. "Aşk değil bir gönül oyuncağı dudaklarımızın eğlencesinden ibaret." diyen Kenan şimdi bu aşkın zehir gibi dudaklarından kalbe indiğini anlar ve "Kınalı Yapıncak"ın yanında olmasını çok ister. Cavidan’la evlilikleri iyi gitmez. Hüseyin Kenan mutlu değildir. Cavidan’la İzmir’e Bozyaka’ya giderler. Orada Lamia’yı göreceğini ummaktadır. Fakat onu göremez ve bu duruma çok üzülür. Daha sonra Kenan Beyler İstanbul’a gider. Bu arada Lamia da İstanbul’da kalmıştır. Kenan Bey’le Prenses Cavidan ayrılırlar. Eski arkadaş olan Vedat Bey’le Kenan karşılaşırlar. Vedat onu muaynanesine çağırır. Orada tesadüfen Kenan Lamia ile karşılasır. Tekrar görüşmek için Lamia'ya mektup yazar. Lamia da "Bu bir yaz rüyasıydı." der ve konuyu kapatır. Kenan’ın kemanının sesinden çıkan büyülü aşk sevdası böylece bitmiştir. Kenan da bütün ümitlerini yitirmiştir. Lamia Vedat’la evlenmeye razı olur ve evlenirler. Kenan Bey hayata küsmüştür. Seydiköy’e annesinin mezarına gider ve kardeşini görmeye gider. Nihayet altı ay sonra Hüseyin Kenan ölür.

1 yorum: Leave Your Comments

  1. Roman zaten oldukça güzel. Romanın eski İZmir'i anlattığı bölümleri ayrıca harika.

    YanıtlaSil